Cem Özdemir’in hedefindeki Müslümanlar

Yükselen İslam karşıtlığı ile birlikte Müslüman azınlığın sırtından oy devşirmeye kalkışan Alman Sol partileri, Müslümanları artarak hedef haline getirmekte. Yeşiller Partisinin „Azınlıklara Tolerans“ politikasını tarihin mezarlığına gömüp İslam karşıtlığından faydalanmak isteyen Cem Özdemir’in oportünist stratejisi neden tehlikeli?

2015 yılında Almanya’da HDP için seçim kampanyası yürütüp Türk vatandaşlarına skandal bir çağrıyla HDP’yi seçmelerini öneren Yeşiller Partisinin Genel Başkanı Cem Özdemir „Welt am Sonntag“ (WamS) ile yaptığı söyleşide Diyanet Teşkilatının İmam kaynağı sağladığı gerekçesiyle Avrupa’daki DİTİB kurumunu sert bir dille eleştirdi. Özdemir: „DİTİB Türk Devletinin uzantılı koludur“ iddiasında bulundu.

Bununla yetinmeyip DİTİB’i „AK Partinin Almanya’daki öncü teşkilatı“ olarak nitelendiren Cem Özdemir, Almanya’daki Türk Müslümanlarının tutsak tutulduğunu ima ederek, Türk Devletine artık „Müslümanları özgür bırakması“ çağrısında bulundu. Bir zamanlar kendi oturduğu dairenin altında bulunan Mescidi „PKK-Camisi“ diye mahkeme kararıyla kapattıran Özdemir’in fanatik HDP’liye dönüşüp Türk Camilerini hedef alması şaşırttı mı? Hayır.

Zira Özdemir, Avrupa’da boy gösteren İslam karşıtlığından faydalanıp alman Muhafazakâr seçmenin oylarına talip. Bunun için Almancada gözü dönmüşlüğün nazik versiyonu „cesetlerin üzerinden yürümeyi“ kelimenin tam anlamıyla göze almış durumda. Öyle ki 1915 Tehcir olaylarında ölen Ermeni vatandaşlarımızı suiistimal etmekten kaçınmayıp, „Soykırım“ yalanını kabul ettirmek için Hükümetteki Hristiyan Demokrat Partisi’ni bile köşeye sıkıştırmış durumda.

Şüphesiz ki Genel İslam karşıtı hava ve Baden-Würtemberg eyaletinde, „muhafazakâr-yeşil“ kanadın Kretschmann liderliğindeki başarıları kendisi için ilham kaynağı olabilir. Özdemir Türklerin oyunu pek önemsemeyip, sol Türk- Kürt kesimin aşırı politik duruşuna güvenip onlara sırtını dayamışta olabilir. Fakat uzun vadede bu HDP’nin PKK’ya sırt dayamasına benzeyeceğinden hiç şüphe yok. Lakin bu „Bakın ben sizdenim, onlardan değil“ mesajları Başbakanlık yarışında ne kadar ustaca planlanmış bir siyasi cambazlık olsa da, siyaseten büyük riskler içeren bir strateji.

1. Tehlike: İslam karşıtı popülizmin araçsallıştırılması

Avrupalı Türkler bugüne dek siyasi tercihlerini iç politik vaatlere göre değil, azınlık haklarını savunan partilere göre belirlemiştir. Ancak 2015 yılında Yeşiller Partisinin „İslam dinine resmi statü verilmesin“ çıkışı, Avrupalı Türkleri „İslam karşıtı popülizmin artık sol kesim tarafından da araçsallaştırıldığı“ gerçeğiyle karşı karşıya bırakmıştır. Sarazzin ve Buschkowski, son yıllarda neredeyse ırkçılığa dayanan söylemleri ile Türkleri SPD’den soğuturken, son seçenek kalan yeşillerde Cem Özdemir’in bu çıkışları sayesinde seçilemez bir Parti haline gelmiştir.

2. Tehlike: Azınlıkları karşı karşıya getirmek

Fakat stratejik hatalar doğrudan partilerin oy oranını ilgilendiren durumlarla sınırlı değil. Daha Tehlikelisi, başta yeşiller olmak üzere sol partilerin göçmenleri „iyi ve kötü Müslümanlar“, iyi ve kötü Türkiye Göçmenleri diye sınıflandırıp toplumsal tahribata yol açmasıdır. „Kötü“ Sünni Türklerin karşısına „iyi“ Alevi vatandaşları sunmak, „kötü“ Muhafazakar Türk ve Kürtlerin karşısına „iyi“ PKK/HDP destekçisi Kürt sunmak Almanya’daki azınlıkları ayrıştıran, karşı karşıya getiren tehlikeli bir strateji haline getirilmiştir.

3. Tehlike: Türk siyasetini Almanya’ya taşımak

HDP’nin seçim kampanyasının, Alman vatandaşlarının verdiği vergiyle Yeşiller Partisi tarafından desteklenmesi, HDP’ye yakın Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) gibi kurumların desteklenip Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DITIB) gibi kurumların “AK Partinin uzantısı“ diye hedef alınması, CHP ve HDP’lilere aşırı sempati ile yaklaşılırken AK Parti gibi büyük bir kitle partisini „Şeytanlaştırma“ politikaları hiç şüphesiz „Türk Siyasetini Alman siyasetinin parçası“ haline getirme oyununun bir parçasıdır.

Hedef ne olursa olsun, sonuç olarak Türkü-Kürdü, Aleviyi-Sünni’yi, Hristiyan’ı, Müslümanı karşı karşıya getiren yeni ve tehlikeli bir „Sol Azınlık siyaseti“ ile karşı karşıyayız. Üzerindeki toplumsal ve siyasal baskının had safhaya ulaştığı Müslüman Azınlığın sırtından oy devşirmeye kalkışan Cem Özdemir, Yeşiller Partisinin „Azınlıklara Tolerans“ politikasını böylece tarihin mezarlığına gömmek üzere olduğunu da rahatlıkla ifade edebiliriz. Bu tehlikeli stratejinin baş mimarının Türk asıllı Özdemir olmasını da ayrıca tarihin kara cilvesi olarak not edelim…

Schreib als Erster einen Kommentar

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.